Çubuk Anten

Rivayetlere göre İngilizlerin “Aptal kutusu” dedikleri televizyon, insanlık hayatına girdiğinden beri doksan dört yılı geçti. Amerikalı Fotoğrafçı Donna Stevens’in Idiot Box (Aptal Kutusu) adını verdiği çalışmasında televizyon karşısında uzun süre duran çocukların çekilen fotoğraflarına bakarsanız, İngilizlerin pek de haksız olmadığını görürsünüz. Konumuz televizyonun zararları olmadığı için bu mevzuyu kıssadan hisse babından geçiyorum. Televizyonun mucidinin John Logie … Devamını oku…

“Yüce Poetika”

Longin’in iddiasına göre “Yüce Poetika” retoriğe ait bir ders kitabıdır. Hatta yazımında politikacılar ve diğer hatipler göz önünde tutulmuştur. Fakat o, gerçekte böyle bir amaç için kullanılmaya uygun değil, retorik kisvesine bürünmüş bir edebiyat eleştirisi veya teorisidir. Eksik kısımlarına rağmen kitabın sistematiğini açık bulanlar yanında, onu karmaşık bulanların da bulunduğunu hatırlatmak gerekir. Arka planda üç … Devamını oku…

Aşk Şiirinde Pergel

İki sevgilinin bir pergelin ayaklarına benzetildiği bir aşk şiiri bugün bile son derece sıra dışı değil mi? John Donne’ın ‘’Bir Veda’’ adlı şiirlerinden biridir bu şiir. 17. yüzyıla aittir. Sone gibi katı kuralları olan formların, süslü mecazların hakim olduğu bir dönem düşünüldüğünde bu şiir son derece aykırıdır ve günümüz şiirine yakın bir özgürlükle yazılmış gibidir. … Devamını oku…

Edebi Kanonun Taşıyıcılığı

Geçmişte “kuşak” kavramı bir edebiyatın oluşumunda tanımsal çerçeveyi belirlemede başat öğeydi.Bugün edebiyatın dolaşım ve yaratım alanlarının genişleyip çeşitlenmesi bu tür tanımlamaları “kanon” ekseninde yapmayı kaçınılmaz kıldı. Örneğin; edebiyatımızda “1950 Kuşağı”ndan söz ederken hem toplumsal/siyasal ortamda, hem de kültürel yaşamın seyrinde olup bitenlere bakıp, anlamaya çalışırız. Yani bu kuşağın yazarları neleri/nasıl yazıp yansıtmışlardır yapıtlarında. Toplumun farklı … Devamını oku…

Ben Bir Çınarım

Mevsim Sonu Yahya Kemal’in ‘Mevsim sonu öyle bir zamanki/Gâib bir mûsikîydi sanki’ mısralarını hatırlama vaktidir. Kalbin fağfûrî bir fincana döndüğü vakitler… Bu gâib mûsikîbiraz da mûsikâr çınarların eseri değil midir? ‘Can hümâsı’nı kanatlandıran, yeryüzünü yeni yaratılmış gibi hissettiren, bitişle başlangıcın amansız bir melankoliyle lehimlendiği, sırtımızı eprimiş bir çınar gövdesine yaslayıp o sonsuz Gül’ü düşündüğümüz vakitler… … Devamını oku…